ZİYARET ETMEK DEĞİL YORUM YAZMAK ÖNEMLİ (yorum yazmayı unutmayınn!)
Comments (13)
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
TEVEKKÜL ve TEDBİR Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: "Müminlere düşen, sadece Allah'a dayanıp güvenmeleridir"(Âl-i imrân 3/122). Tevekkül, her işi oluruna bırakıp bir şey yapmamak; mesela maişet için uğraşmamak, hasta olunca ilaç içmemek, dinini öğrenmek için çalışmamak demek değildir. Rabbimiz, kimseye muhtaç olmamak için çalışmayı, hasta olmamak için tedbir almayı, çocuk sahibi olmak için evlenmeyi, hasta olunca ilaç kullanmayı sebep kılmıştır. Kulun vazifesi o kapıya giderek talep edip beklemektir. Çiftçi, önce tarlasını sürüp ekime hazırlayacak, tohumu atacak, sulayacak, gübresini verecek; bütün bunları yaparken ve yaptıktan sonra iyi ürün vermesi için Rabb'ine dua ederek O'na güvenip dayanacak, sonucu O'ndan bekleyecektir. Bunların hiçbirini yapmadan "Kader ne ise o olur" tarzında bir anlayış, tembellik ve miskinliktir. Dinimiz böyle bir anlayışı kabul etmez. Merhum Mehmed Akif der ki: "Allah'a dayan, sa'ye (çalışmaya) sarıl, hikmete râm ol, Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol." Fahr-i Cihan Efendimiz (s.a.v), tevekkül hususunda da en güzel bir örnektir. O, her işte kendisine düşenleri yaptıktan sonra Allah'a tevekkül etmiştir.
Yüreğine aşk iksirini veren Seni sevdalara sevk edenim İçine çektiğin nefesinim Hayata küstüğünde yaşama sevincinim Gönül tarlasına ektiğin ümit benim
Susadığında kana kana içtiğin su Üzerine yazdığın bembeyaz bir sayfa Dilinden düşürmediğin türküyüm Üzerine basığ geçtiğin köprüyüm
Karanlıkta kaldığında seni aydınlatan sonsuz ışığım Bir kuş gibi uçmak istediğinde çırptığın kanatların benim Daldığında suyun diplerine yediğin vurgunum .